TCDD’nin Özelleştirilmesi Bir An Önce Tamamlanmalı

o
o

İstanbul Sanayi Odası (İSO), Temmuz ayı olağan Meclis toplantısı, 24 Temmuz 2019 tarihinde “Ekonominin en temel unsurlarından olan haberleşme, ulaştırma altyapı ve projelerinin küresel rekabet ve sanayimiz açısından önemi” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda yapıldı. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay’ın yönettiği Meclis toplantısına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan konuk olarak katıldı.
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin de katıldığı toplantıda Meclis üyelerine yaptığı konuşmada dünyanın ulaşım sistematiği içinde Türkiye’nin kilit bir noktada bulunduğunu anlatan Turhan, üç kıtanın kesiştiği noktada, önemli ticaret koridorları üzerinde bulunduklarından adeta doğal lojistik merkezi konumunda olduklarına değindi. Turhan, sadece doğu ile batı arasında değil, kuzey ile güney arasında da küresel ölçekte lojistik üs konumunda olduklarını dile getirdi. Tüm bunların ne anlam ifade ettiğini sanayicilerin çok daha iyi bildiğini belirten Turhan, çünkü bir sanayici için üretim birinci adımsa, onu pazara en güvenli ve en ucuz yolla ulaştırmanın ikinci adım olduğuna değindi. Turhan, sanayisi gelişmiş ülkelerin tamamının en temel ortak özelliğinin modern ulaşım ve haberleşme altyapısına sahip olmaları olduğunu kaydetti.
Bakan Turhan şunları söyledi: “Ulaşım ve iletişimde daha yapacak işimiz çok. İstanbul’un bu harcamalarımızda önemli bir yeri var. Çünkü sadece sanayimizin, milletimizin kalbi burada atmıyor, dünyanın kalbi adeta burada atıyor. O nedenle İstanbul’u her şeyi hak ediyor, siz hak ediyorsunuz. O nedenle hepimize büyük işler düşüyor. Bizim işimiz sizin önünüzü açmak, zorlukların üstesinden birlikte gelmektir. Ülkemizin ulaşım ve iletişim altyapısını daha da güçlendirmeye, dev projelerimize yenilerini eklemeye kararlıyız. Yeter ki çarklar dönsün, milletimizin yüzü gülsün.”
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da meclis gündemine ilişkin konuşmasında Türkiye’nin dört saatlik uçuşla 1.5 milyar insana ve 7.5 trilyon dolar ticaret hacmine ulaştığına dikkat çekerek “Karayolu ve havayolu taşımacılığındaki başarılarımız, deniz ve demiryolu ulaşımında kendini gösteremedi. TCDD’nin özelleştirilmesi bir an önce tamamlanmalı. İhracatta ve taşımacılıkta raylı ulaşımın payının artmasıyla otomotiv başta olmak üzere tüm sektörlerimiz maliyet avantajı yakalar, sağlıklı ve kaliteli ulaşım sağlanır. Tarımsal ürünlerin büyük pazarlara taşınmasının güneyden gemilerle yapılması da enflasyonla mücadeleye destek olur” dedi ve şöyle devam etti: “Gelişmiş ülkelerde taşımacılık açısından şehirler her zaman geceleri canlıdır. Ulaştırmada geceyi yeterince kullanamayan Türkiye olarak bu konuda adım atarsak ekonomimize büyük fayda sağlarız.”
İSO Temmuz ayı olağan Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından açıldı. Okyay özetle şunları söyledi: “Türkiye’nin, bulunduğu zor coğrafyada hedeflerine güvenle ilerleyebilmesi için nitelikli üretim ekonomisini hakim kılmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Bunun için iyi işleyen bir piyasayı, güçlü bir sanayiyi, üretimi kesintisiz destekleyen bir finans sektörünü de içinde barındıran yeni bir işletim sistemine ihtiyacımız var. Üretimin, ticaretin ve küreselleşmenin alışageldiğimiz dinamiklerinin, dijitalleşme başta olmak üzere pek çok etken nedeniyle radikal bir şekilde değiştiği bir döneme şahitlik ediyoruz. Çelişkilerle dolu kaotik bir süreçten geçen küresel güç ekosistemi, farklı ve yeni bir denge arayışı yaşıyor. Bu nedenle küresel boyutta yeni bir “işletim sistemi” bizim için bir ihtiyaç değil, zorunluluk haline gelmiş bulunuyor. Küreselleşme ile birlikte gelen karşılıklı bağlılık, dijitalleşme ile artan bir bağlantısallığa dönüşüyor. Hal böyle olunca, öngörülemeyen bu yeni normalde tüm ekosistem ilişkilerinde herkes için güven oluşturmak ve bunu sürdürmek her bakımdan kritik bir rol oynuyor. Bir yandan yapılmış yatırımları tutmak, diğer yandan yeni yatırım çekmek için tedarik zinciri güvenliğini en üst seviyeye taşımamız gerekiyor.”
İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay, konuşmasının ardından gündeme ilişkin konuşmasını yapmak üzere İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ı kürsüye davet etti. Bahçıvan, son dönemlerde alışkanlık haline gelen bayram tatillerinin uzatılması kararlarının gözden geçirilmesini ve reel ekonomi için ciddi bir verimsizlik yaratan bu önceden planlanmamış davranışların artık son bulmasını temenni etti. Bahçıvan, YEP için konulan yüzde 15,9’luk yılsonu hedefi tutturulabilir gözüktüğünü ancak enflasyonla mücadelenin uzun soluklu bir süreç olduğunu unutmadan, fiyat katılıklarına karşı yapısal önlemleri de hayata geçirmenin önemini vurguladı.
Merkez Bankası’nın yeni başkanı Murat Uysal’a görevinde başarılar dileyen Bahçıvan, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı, finansal istikrar ve ekonomik büyümeye bundan sonra da yapacağı katkıyı önemsediklerini ifade etti.
Bu ay kamuoyuna açıklanan On Birinci Kalkınma Planı’nda imalat sanayiine verilen önceliği son derece değerli bulduklarını dile getiren Bahçıvan, Plan kapsamında Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulacak olan Sanayileşme İcra Kurulu’nun, sanayileşme politikalarına ilişkin ortak stratejiler geliştirilmesi konusunda aktif bir şekilde rol alması ve yerli üretimi desteklemek amacıyla kamu alımlarına ilişkin modeller geliştirme görevini üstlenmesinin öngörüldüğünü aktardı.
Planda, önümüzdeki beş yıllık dönem için, belirlenen altı öncelikli sektör başta olmak üzere üretken yatırımların desteklenmesi için atılması hedeflenen pek çok adım mevcut olduğu bilgisini veren Bahçıvan, bu adımlar arasında İSO’nun uzun süredir dile getirdiği bir talep olan Kalkınma Bankası’nın sermaye ve işlev yönünden güçlendirilmesi hedefine planda yer veriliyor olmasının biz sanayiciler açısından memnuniyet verici olduğunu kaydetti.
Bahçıvan, İstanbul Sanayi Odası olarak, Plan kapsamında sanayimizin rekabet gücünün desteklenmesi, büyüme kalitesinin artırılması ve finansmana erişim imkanlarının geliştirilmesi konusunda yapılacak tüm çalışmalarda kendilerine düşen katkıyı sağlamaya hazır olduklarını vurguladı.
Sanayi firmalarımızın dijital dönüşümünde makineler arası iletişimin dikkat çektiğine işaret eden Bahçıvan, e-ticarette yaşanan gelişmelerin tüketimin tüm geçmiş alışkanlıklarını değiştirdiğini anlattı.
Ülkeler için en önemli yatırım alanlarından birisinin de bilişim altyapısı olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, bu çerçevede Bakanlığın koordinasyonunda yürütülen iletişim ve haberleşme altyapı çalışmalarının sanayimizin ve ticaretimizin dönüşümünün de omurgasını oluşturacak kritik gelişmeler olduğunu söyledi. Bahçıvan, “Bir önemli gelişme daha var: Küreselleşmenin getirdiği imkanlarla birlikte son yıllarda dünya ticaret hacmi önemli ölçüde büyüdü. Ticaret hacminin büyümesi taşımacılık faaliyetlerini de artırmaktadır. Acımasız rekabet koşullarında hızlı ve uygun maliyetli teslimat çok önemli bir rekabet avantajı haline gelmektedir. Bu çerçevede, lojistik sektörü ve bu sektörün belkemiği diyebileceğimiz taşımacılık küresel rekabetin vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Türkiye değişen şartlara uyum sağlayan, gelişen ulaşım ve iletişim ihtiyaçlarını daha etkin bir şekilde karşılayan ve bu alanlardaki koordinasyonun verimliliğini artıran politikalar sayesinde daha büyük ilerlemeler sağlayabilir” şeklinde konuştu.
Ülkemizde son yıllarda diğer alanlarda yaşanan başarıların deniz ve demiryolunda aynı düzeyde kendini göstermediğini belirten Bahçıvan, kaliteli bir deniz ve demir yolu taşımacılığını, Bakanlığın en önemli konusu olarak gördüklerini söyledi.
Raylı ulaşımın ülkelerin gelişmişlik düzeyi açısından çok önemli bir gösterge olduğuna değinen Bahçıvan, raylı ulaşımın yalnızca maliyet avantajı ile değil ulaşımı sağlıklı ve kaliteli bir şekilde gerçekleştirme yönüyle de dünyada en çok tercih edilen yöntemlerin başında geldiğini hatırlattı. Bu alanda son yıllarda ülkemizde hayata geçirilen ve geliştirilmekte olan projelerin memnuniyet verici olsa da bu alandaki ilerlemelerin karayolu ve havayolu taşımacılığındaki ilerlemenin gerisinde olduğunu dile getiren Bahçıvan, yalnızca ihracatta değil yurt içi yolcu ve yük taşımacılığında da raylı ulaşımın payının mutlaka artırılması gerektiğini ifade etti.
Bahçıvan şöyle devam etti: “Özellikle OSB’lerin demiryollarıyla entegre olması sanayicimizin maliyetlerinin düşmesine, yerel ve küresel pazarlara daha kolay açılmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Bakanlığımızın yatırım programında da yer alan Trakya bölgesindeki hızlı tren projesinin bir an önce hayat geçmesinin başta nitelikli iş gücünün taşınması olmak üzere bölge sanayisi için çok önemli olduğunu da vurgulamak istiyorum. Ülkemizde demiryolu taşımacılığının gelişmesi için Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının özelleştirilme sürecinin bir an önce tamamlanması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.”
Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen denizyolu taşımacılığından etkin olarak yararlandıklarının söylenemeyeceğini vurgulayan Bahçıvan, denizyolu taşımacılığının aynı demiryolunda olduğu gibi yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmadığını aynı zamanda sağlıklı ve kaliteli nakliye ile ürünlerdeki fire oranını da önemli ölçüde düşürdüğünü anlattı. Tarımdan bir örnek veren Bahçıvan, özellikle güney bölgelerinin tarımsal üretimde öne çıktığını ve başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin ürün ihtiyacını karşıladığını ancak ürünlerin taşınmasında ağırlıklı olarak karayolunun kullanılmasının bu süreçte ürünlerin büyük ölçüde fire vermesine neden olacağını ifade etti. Bu taşımanın soğuk hava altyapısı ile donatılmış büyük gemilerle yapılsa hem maliyetlerin düşeceğini hem de ürünlerdeki firenin büyük ölçüde önleneceğini açıklayan Bahçıvan, bunun ülkemizin enflasyonla mücadelesine de önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.
Giderek sanayinin yeni yerleşim alanı haline gelen Trakya’ya İstanbul’dan ulaşımda sıkıntılar bulunduğunu belirten Bahçıvan, özellikle organize sanayi bölgelerinin otoyola çıkışlarının yetersizliğinin önemli zaman ve maddi kayba yol açtığını açıkladı. Otoyoldan OSB’lere bağlantı yollarının yapılması gerektiğini anlatan Bahçıvan, ayrıca, iş gücünün organize sanayi bölgelerine rahat bir şekilde taşınabilmesi için OSB’lerin demiryolu bağlantılarının tamamlanması gerektiğini kaydetti.
Enerji ve akaryakıtın üzerindeki vergilerin sanayimizi doğrudan etkileyerek rekabet gücümüzü zayıflattığını aktaran Bahçıvan, burada çarpık bir durumun söz konusu olduğunu ve tüketenin de üretenin de aynı vergiyi verdiğini söyledi. Bahçıvan gerek sanayimizin rekabet gücünü artırmak ve gerekse lojistikte rekabet avantajı yaratmak için akaryakıt ve enerji üzerindeki vergilerin gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bahçıvan, “Gelişmiş ülkelerde taşımacılık açısından şehirler her zaman geceleri canlıdır. Kaynakların iyi kullanılması gereken bir dönemde olmamıza rağmen ulaştırmada geceyi ne yazık ki yeteri kadar kullanamıyoruz. Bu konuda atılacak adımlar inanıyorum ki ekonomimize büyük fayda sağlayacaktır” dedi.
Sonrasında kürsüye gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, ulaşım ve haberleşmenin bu çağ için önemli olduğunu zira dişlilerinden birinin durması veya aksaması durumunda, ticaretten gündelik yaşama hemen her şey doğrudan etkilenmekte hatta düğümlenmekte olduğunu söyledi. Önemli olanın bu çarkı uzun vadeli döndürecek alt yapıya sahip olmak ve bunu, ticaretin ve çağın koşullarına göre yenileyip tahkim etmek olduğuna değinen Turhan, bu noktada, bulunulan coğrafyanın avantaj kadar dezavantajlar içerdiğini de belirterek Türkiye’nin ülke olarak bu hususta şanslı olduğunu ifade etti.
Dünyanın ulaşım sistematiği içinde Türkiye’nin kilit bir noktada bulunduğunu anlatan Turhan, üç kıtanın kesiştiği noktada, önemli ticaret koridorları üzerinde bulunduklarından adeta doğal lojistik merkezi konumunda olduklarına değindi. Turhan, sadece doğu ile batı arasında değil, kuzey ile güney arasında da küresel ölçekte lojistik üs konumunda olduklarını dile getirdi.
Tüm bunların ne anlam ifade ettiğini sanayicilerin çok daha iyi bildiğini belirten Turhan, çünkü bir sanayici için üretim birinci adımsa, onu pazara en güvenli ve en ucuz yolla ulaştırmanın ikinci adım olduğuna değindi. Turhan, sanayisi gelişmiş ülkelerin tamamının en temel ortak özelliğinin modern ulaşım ve haberleşme altyapısına sahip olmaları olduğunu kaydetti.
Turhan şöyle devam etti: “Mesele sanayi olunca da demiryolu ulaşımı, bir adım öne çıkmaktadır. Çünkü; hava kirliliği, küresel ısınma gibi gelecek nesilleri olumsuz etkileyecek ulaşımdan kaynaklı zararların azaltılması, hızla değişen ihtiyaçlar doğrultusunda küresel rekabetten daha fazla pay almak ve taşımacılık maliyetlerini azaltıp, zaman tasarrufu kazanmak demiryolu ulaşımını cazip kılmaktadır. Asya ve Avrupa arasında köprü görevi gören ülkemizin coğrafi konumunun sağladığı avantajların ekonomik ve ticari avantaja dönüşebilmesi için öteden beri ihmal edilen demiryollarının ayağa kaldırılması gerekiyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ve hükümetlerimizin destekleri ile gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ulaşım modları arasında dengeli bir dağılımın sağlanması amacıyla demiryollarımızı yeni bir anlayışla ele aldık. Türkiye’yi bölgesinin lojistik üssüne dönüştürecek 21 adet lojistik merkezin tamamı hizmete girdiğinde Türk lojistik sektörüne, 35 milyon ton taşıma imkânı ile 13 milyon metrekarelik açık alan, stok alanı, konteyner stok ve elleçleme sahası kazandırmış olacağız. Petro-kimya tesisleri, otomotiv sanayisine yönelik imalat tesisleri ile liman, OSB ve maden sahaları başta olmak üzere önemli yük merkezlerine hizmet edecek iltisak hatları ve lojistik merkezlerin tamamlanmasıyla, demiryollarımız, taşımacılıkta daha fazla yük alan pozisyona gelecektir.”
Bunun ne manaya geleceğini en iyi sanayicilerin bildiğini vurgulayan Turhan, bir sanayici ve üretici için üretim birinci adımsa, ham madde tedariği ve onu pazara en güvenli ve en ucuz yolla ulaştırmanın ikinci, üçüncü adım olduğunun altını çizdi. Turhan, bu sebeple yük potansiyeli olan merkezlere demiryolu bağlantısının sağlanması amacıyla iltisak hatları yapım çalışmalarına devam ettiklerini anlattı.
Halen toplam uzunluğu 433 km. olan 281 adet iltisak hatlarının mevcut olduğuna değinen Turhan, önümüzdeki dönemde 38 adet OSB, özel endüstri bölgesi, liman ve serbest bölge ile 36 adet üretim tesisine yönelik toplam 294 km uzunluğunda iltisak hattı yapılmasını planladıklarını açıkladı. Turhan, yüklerin daha hızlı ve ekonomik olarak taşınması amacıyla limanlara da demiryolu bağlantıları yaptıklarını ekledi. Halen 10 liman ve 4 iskeleye olmak üzere toplam 85 kilometre demiryolu bağlantısı bulunduğunu belirten Turhan, Filyos, Çandarlı gibi önemli limanlar olmak üzere 7 limana daha (25 km) daha bağlantı sağlayacaklarını dile getirdi.
Turhan şöyle devam etti: “Gördüğünüz gibi ulaşım ve iletişimde daha yapacak işimiz çok. İstanbul’un bu harcamalarımızda önemli bir yeri var. Çünkü sadece sanayimizin, milletimizin kalbi burada atmıyor, dünyanın kalbi adeta burada atıyor. O nedenle İstanbul’u her şeyi hak ediyor, siz hak ediyorsunuz. O nedenle hepimize büyük işler düşüyor. Bizim işimiz sizin önünüzü açmak, zorlukların üstesinden birlikte gelmektir. Ülkemizin ulaşım ve iletişim altyapısını daha da güçlendirmeye, dev projelerimize yenilerini eklemeye kararlıyız. Yeter ki çarklar dönsün, milletimizin yüzü gülsün.”
Bakan Turhan’ın konuşmasının ardından kürsüye gelen İSO Meclis Üyeleri gündem ile ilgili görüşlerini paylaştı ve Bakan Turhan’a sorularını yöneltti.

Benzer teleferik haberleri

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın