Türkiye’de Niçin Yerli ve Milli Marka Raylı Sistem Aracı Satamıyoruz?

Ülkemizde şu anda 12 ilimizde kent içi raylı sistem işletmesi bulunmaktadır. Bu illerimiz İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Konya, Kayseri, Eskişehir, Adana, Gaziantep, Antalya, Samsun ve Kocaeli’dir. Bu işletmelerimizde şu an itibarıyla 3.677 adet Metro, LRT, Tramvay ve Banliyö araçları alımı ve sözleşmesi yapılmıştır. Ayrıca yakın gelecekte raylı sistem kullanması planlanan diğer illerimiz; Mersin, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Urfa, Denizli, Sakarya ve Trabzon’dur.

1990 yılından bu yana ülkemize yüksek hızlı trenler de dahil olmak üzere CRRC, Siemens, Hyundai Eurotem, CAF, Mitsubishi, ABB, Alstom, CSR, CNR, Skoda, H.Rotem, Bombardier, Ansolda Breda, KTA vb. 10 farklı ülkeden 14 farklı marka raylı sistem aracı satın alınmış ve bu araçlara yaklaşık 10 milyar euro döviz ödenmiştir. Farklı yedek parça, stok, işçilik, arıza, bakım vb. maliyetleri de hesaplandığında bu rakam 20 milyar Euro’yu bulmaktadır.

2012 yılında Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi’nin (ARUS) kurulmasından bu yana ARUS’un büyük gayretleriyle yurt dışından satın alınan araçlara yerli katkı şartı getirilmiş ve yerlilik oranı %0’dan %70’e çıkmıştır. Yerli katkı şartı getirilen araç sayısı 2168 adettir. Bu araçlardan sadece 183 adedinin tasarımı tamamen Türk mühendislerince %50-60 arasında yerli malı sağlanarak üretilen Panorama, İstanbul, Talas, İpekböceği ve Green City gibi milli markalı Tramvay ve LRT araçlarımızdır. Yerli katkı sağlanan ve milli marka olarak üretilen araçlarımızın satış bedeli yaklaşık 300 milyon Euro civarındadır. Şimdiye kadar yapılan tüm alımlarda yerli araç ve yerli katkı oranı hesaplandığında yerli katkının toplam maliyet içindeki oranının %10’unu geçmediği görülmektedir.

Yerli ve Milli Markalarımız

Durmazlar, Bursa B. Belediyesi için 60 adet Green City marka LRT, 18 adet İpekböceği marka tramvay, Kocaeli B. Belediyesi için 18 adet Panorama marka tramvay, Samsun B. Belediyesi için 8 adet Panorama marka tramvay, İstanbul B. Belediyesine 30 adet tramvay, Bozankaya firmamız da Kayseri B. Belediyesi için 31 adet Talas marka Tramvay, İstanbul ulaşım 18 adet İstanbul marka Tramvay aracı üretmiş olup toplam 183 adet milli marka araçlarımız İstanbul, Bursa, Kocaeli, Samsun ve Kayseri şehirlerimizde hizmet vermektedir.

TÜLOMSAŞ ve TÜVASAŞ yerli ve milli EMU ve DMU lokomotifleri üretiyor. ASELSAN yerlileştirme çalışmalarına büyük destek veriyor. Tüm yerli ve milli raylı sistem araçlarının cer ve kontrol sistemlerini üretebiliyor. İlk defa TÜLOMSAŞ ve TÜBİTAK- MAM işbirliği ile ana hat E1000 Elektrikli manevra lokomotifi, TÜLOMSAŞ, TCDD Taşımacılık A.Ş ve ASELSAN iş birliği ile HSL 700 marka milli hibrit manevra lokomotifi üretildi. Şu anda da milli marka ilk ana hat elektrikli E5000 lokomotifi, ilk milli Dizel Elektrikli DE10000 Lokomotifi ve Hızlı Tren projeleri tamamlanmak üzere. TÜDEMSAŞ, yeni nesil ilk milli yük vagonlarını üreterek seri üretime geçti.

Milli Firmalarımız İhracat Yapıyor

Bozankaya firmamız Bangkok/Tayland Greenline hattı için 88 adet metro aracı ve Bangkok Blueline hattı için 105 adet metro gövdesi üretti. Bu araçlar şimdi Bangkok’ta hizmet veriyor. Durmazlar firmamız Polonya’ya 24 adet tramvay ihracatına başladı ve yakın zamanda Romanya’da 100 adet Tramvay ihalesini kazandı. Bozankaya firmamız Romanya’nın Timişoara şehrinde 16 adet Tramvay, Iasi şehrinde 16 adet tramvay ve Bükreş için 100 adet Troleybüs ihalesini kazandı. Görüldüğü gibi firmalarımız Tramvay, LRT, Metro, EMU ve DMU lokomotiflerini tamamen milli imkânlarla üretiyor ve tüm dünyaya ihraç ediyor. Dünya şehirlerinde artık Türk raylı sistem araçları hizmet veriyor.

Devlet Politikaları

ARUS’un büyük gayretleri neticesinde 7 Kasım 2017 tarih ve 30233 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2017/22 sayılı raylı sistemlerde en az %51 yerli katkı şartı getiren Başbakanlık genelgesi ve 15 Ağustos 2018 tarih ve 36 sayılı Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanan “Sanayi İşbirliği Programının Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar” yönetmeliği ile kamu alımlarında yerlileştirme ve milli marka üretim süreci resmiyet kazandı.

18.07.2019 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 11. Kalkınma Planı’nda 2023 yılına kadar %80 yerli katkı içeren milli markalar üretilmesi, 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde öncelikli sektörler içinde yer alan ulaşım araçları sektöründe raylı sistemlerde stratejik malzemeler geliştirilmesi, milli ve özgün ürün üretimlerine öncelik verilmesi kararları alındı.

Tüm alınan bu kararlar çerçevesinde son 10 yılda alımı yapılan bazı raylı sistem araçlarını inceleyecek olursak:

  • 2009 yılında İzmir’de yapılan 32 adet metro aracı ihalesini hiç yerli katkı olmaksızın ve 33 milyon euro bedelle Çin’liler kazandı.
  • 2012 yılında Ankara’da yapılan 324 adet metro aracı ihalesini %51 yerli katkı şartı ve 391 milyon dolar bedelle Çin’liler kazandı.
  • 2012 yılında Konya’da yapılan 60 adet tramvay ihalesini hiç yerli katkı olmaksızın ve 104 milyon Euro bedelle Çek Skoda firması kazandı. Sonradan 12 adet daha ilave yapıldı.
  • 2015 yılında İstanbul’da yapılan 300 adet araç ihalesini %50 yerli katkı şartı ile 280 milyon 200 bin Euro bedelle Hyundai Eurotem kazandı.
  • 2015 yılında İzmir’de yapılan 85 adet metro aracı ihalesini hiç yerli katkı olmaksızın 71 milyon 400 bin euro bedelle Çin’liler kazandı.
  • 2016 yılında Eskişehir’de yapılan 14 adet Tramvay ihalesini hiç yerli katkı olmaksızın 26 milyon 320 bin Euro bedelle Çek Skoda firması kazandı.
  • 2018 yılında İstanbul’da yapılan 272 adet metro ihalesini %50-%70 arasında yerli katkı şartı ile 2 milyar 448 milyon TL bedelle Çin’liler aldı.
  • 1 Kasım 2019 tarihinde Konya’da yapılması planlanan yaklaşık 1.2 milyar euro’luk metro işi çağrı usulüyle Çin’lilere verildi.
  • En son aciliyet gerekçesi ve 7 ayda teslim şartıyla İstanbul Havalimanı 176 metro aracı işi de çağrı usulü ile Çin’lilere verildi.

Son 10 yılda toplam 1315 araç yabancı firmalara verilmiş oldu. Bunlardan 936 adedine yerli katkı şartı getirildi ama araçlar hala yabancı marka ve çoğunlukla Çin malı. Bunlardan ayrı olarak Milli sanayicilerimiz tarafından son 10 yılda İstanbul, Bursa, Kayseri, Kocaeli ve Samsun’da hizmet veren toplam 183 adet milli marka raylı sistem aracımız ve 144 adet ihracatımız ve 100 adet bekleyen ihracat sözleşmesi var. Bizler, 11. ci Kalkınma planında alınan kararlar doğrultusunda ARUS üyeleri ve milli sanayiciler olarak yabancı alımlara artık dur diyerek ülkemizin tüm raylı sistem ihtiyaçlarını altyapısıyla birlikte üretmeye talibiz.

Peki şimdiye kadar ülkemizde yapılan bu ihalelerin çoğunda neden yabancılar tercih edildi? Yerli ve Milli sanayicilerimiz, Türkiye’de büyük yatırımlar yaptıkları, binlerce istihdam sağladıkları ve tüm dünya’ya ihracat yaparak kendilerini kanıtladıkları halde neden ülkemizde raylı sistem işlerini almakta engellerle karşılaşıyorlar ?

Başlıca tespitler :

  • Belediyeler raylı sistem alımlarında genellikle yurt dışı kredisi kullanıyor. Yurt dışı kredi sözleşmelerinde maalesef yerli katkı ve milli marka araç şartı istenmediğinden alımlar doğrudan yabancıya gidiyor.
  • Acil alımlar yapılıyor. Raylı sistem araç alımları tasarım, imalat, test ve garanti süreçlerini kapsayan en az 3-4 yıllık bir proje işi olmasına rağmen doğru planlama yapılmadığından alt yapının tamamlanmasına yakın doğrudan hazır mal alımı gibi ihaleye çıkılıyor.
  • Bürokrasi yerli üretime güvenmiyor. Daha önce çok defa denenmiş yabancı marka garantili ürünü daha pahalı olmasına rağmen tercih ediyor. Alımlarda % 15 yerli fiyat avantajı idareler tarafından farklı şekillerde uygulanıyor.
  • Çoklu alımlarda yerli firmalarımızın finansal gücü yetmiyor. Alımlar daha önce planlanarak belirli bir takvime uygun olarak yapılsa yerli firmalarımız bu tarihe göre gerekli yatırımlarını ve finansal kaynaklarını planlayarak üretimlerini gerçekleştirebilir.
  • TL ile ihaleye çıkıldığında eskalasyon hesabı (kur artışı ve enflasyon) yapılmadığından yerli firmalarımız kur artışından çekinerek ve aynı zamanda kendilerini destekleyecek bir finansman kaynağı bulamadıkları için zarar edebileceği riski ile ihalelere giremiyor.
  • Şartnamelerde yerli üreticileri engelleyici maddeler, daha önce yapmadığı şartlar getirilerek yerli firmalarımız ihale dışına itiliyor.
  • Yabancı firmalara peşin ödemeler yapılırken yerli firmalarımıza yetersiz avans ve ödemeler yapılıyor.
  • Yabancıların katılmadığı ihalelerde yerli firmalarımızdan yabancılardan farklı olarak damga vergisi ve karar pulu isteniyor.

Tüm bu gerekçelerle iş yapamayan milli sanayicilerimiz ya fabrikalarını yabancıya satmak zorunda kalıyor ya işçi çıkararak küçülme yoluna gidiyor yada kapısına kilit vurarak işi bırakmak zorunda kalıyor.

Bu engelleri aşmak için öneriler;

  • Savunma Sanayii Başkanlığı’nda olduğu gibi bir yerlileştirme modeli uygulanmalıdır.
  • Türkiye’deki Raylı Sistem İhalelerinde yabancıya karşı milli bir güç oluşturulması “Milli bir Konsorsiyum” kurulması önem arz etmektedir. Çoklu alımlarda çağrı usulü güçlü milli bir konsorsiyum teşvik edilse milli üretimde başarı kaçınılmaz olacaktır.
  • Belediyeler yurt dışından kredi bulduğunda kamu ihale ve rekabet kurumu denetiminin dışına çıkıyor. Kredi veren yabancı kuruluşlar da yerlilik şartının uygulanmasını değil kendi ülkelerinden doğrudan alım yapılmasını istiyorlar. Bunlara da yerlilik şartı getirilmelidir. Bu tür alımlarda her ülkenin uyguladığı %50 ile %100 arasında offset anlaşmaları var.
  • Raylı sistem araç tedariği uzun soluklu bir proje işi olmasına rağmen normal “mal alımı yönetmeliğine” göre ve çoğu kez acil ihalelere çıkılıyor. Raylı sistem araç projeleri tasarım, imalat, test ve garanti süreçleri düşünüldüğünde minimum 3-4 yıllık bir süreci kapsamaktadır. Buna rağmen alımlar, mevcut yönetmelik gereği normal bir hazır mal alımı gibi değerlendiriliyor. Proje süresince oluşan tüm maliyetlerdeki dalgalanmalar yerli üreticileri zor duruma düşürdüğünden alımlarda iyi bir planlama yapılması ve bu problemin yerli üreticilerimizin lehine düzenlenmesi gerekir. Yerlileştirme ve milli markalarımızın gelişmesi için acil alımların yasaklanması ve ihalelerde iyi bir planlama yapılması şarttır.
  • Alt yapı ve araç alım işleri birbirinden ayrılmalıdır.
  • Yerli üretim araç alımlarında uygulanan % 15 yerli üretici fiyat avantajı oranı yasalaşmış olup bu uygulamanın idareler tarafından farklı şekillerde uygulanması önlenmelidir.
  • TL olarak ihaleye çıkıldığında kur, enflasyon farkı vb. fiyat eskalasyonunun eklenmesi gerekir. Raylı sistem araç projelerine milli üreticilerimiz kur riski ve ihaleye eklenen gereksiz iş bitirme maddeleri nedeniyle katılamamaktadır. Bu nedenle ihalelerde TL kuru istendiğinde fiyat eskalasyonu hesaba katılmalı ve yerli firmalarımız öncelikli olarak çağrı usulü ile davet edilmelidir. Yerli firmalarımızdan istenen damga vergisi ve karar pulu ödemesi kaldırılmalıdır.
  • Üreticilerimize yeterli avans verilerek yerli üretime destek sağlanmalıdır.
  • Belediyelerde İller bankası kredi desteği ve Kamuda Devlet Malzeme Ofisi kanallarıyla yerli üretim teşvik edilerek doğrudan yerli ürün alınması sağlanabilir.
  • Tüm ihale şartnameleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından denetlenerek şartnamedeki yerlilik ve milli marka oranı artırılmalı, yerli üreticiyi ihale dışına iten engelleyici ve kasıtlı maddelerin şartnameden kaldırılması sağlanmalıdır. Tüm ihalelerde Sanayi İşbirliği Programı (SİP) uygulanmalıdır.
  • Yabancı firmaların Türkiye’de kurduğu montaj atölyelerinde yerlilik oranı denetlenmelidir.
  • Yerlisi varsa ve Türkiye’de imal edilebiliyorsa ilk öncelik yerli ürün alımına verilmeli, yerli üretim teşvik edilmeli, milli sanayimiz için kararlı bir devlet politikası taviz vermeden uygulanmalıdır.

Ülkemizde gerek mevcut işletmelerimiz ve gerekse raylı sistem planlanan 8 ilimizde 2035 yılına kadar yaklaşık 7.000 adet kent içi metro, LRT, Tramvay, 2104 adet Yüksek Hızlı Tren, Hızlı Tren, DMU ve EMU lokomotif, banliyö treni ve 30.000’den fazla yük vagonu ihtiyacı bulunmaktadır. Alt yapısı ile birlikte 70 milyar Euro olarak hesaplanan tüm bu raylı sistem araç ve altyapı işlerini ARUS, SİZ HİÇ ÇARESİZLİK NEDİR BİLİRMİSİNİZ ? üyeleri ile birlikte tüm engelleri aşarak, tamamen yerli ve milli imkânlarla milli marka ürünler üreterek ithalata son vermeyi ve raylı sistemlerde 2020 yılı ihracatımızı 1 milyar Euro seviyesine çıkarmayı hedeflemiştir.

ARUS olarak gerek altyapı ve gerekse raylı sistem araç üretiminde yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Bundan sonra ülkemizde ithal ürün görmek istemiyor, kendi yerli ve milli markalarımızla ülkemizde ve dünyada söz sahibi olmak istiyoruz.

İlhami Pektaş

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın