
AIDS Nedir?
AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome), Türkçe’de “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak bilinen, HIV adı verilen virüs tarafından oluşturulan bir hastalıklar tablosudur. AIDS, bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu, fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıkmasına yol açar. Bu durum, bağışıklık hücrelerinin yüksek düzeyde tahribatı ile sonuçlanır ve bu sayede bakteriyel, viral, mantar veya protozoal enfeksiyonlar gibi fırsatçı enfeksiyonlar gelişir. Erken tanı ve tedavi ile HIV pozitif bireyler, AIDS aşamasına geçmeden uzun yıllar hayatta kalabilirler.
HIV Nedir?
HIV (Human Immunodeficiency Virus), Türkçesi “İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü” olan bir virüstür. HIV, insan bağışıklık hücrelerine saldırarak bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu zayıflama, fırsatçı enfeksiyonların görülmesine neden olur ve tedavi edilmediği takdirde AIDS aşamasına ilerleyebilir.
HIV Pozitif Olmak Ne Demektir?
HIV pozitif olmak, kişinin vücudunda HIV virüsünün bulunduğu anlamına gelir. Bu durum, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve fırsatçı enfeksiyonlara karşı duyarlılığın artması ile karakterize edilir. HIV pozitif bireyler, uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden yaşayabilirler.
AIDS Belirtileri Nelerdir?
HIV virüsü bulaştıktan sonra, genellikle 10-15 yıl boyunca belirti vermeyebilir. Ancak, virüsün erken evrelerinde, ateş, lenf bezlerinde büyüme, farenjit, deri döküntüleri, bulantı, kusma, ishal, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri belirtiler görülebilir. Bu belirtiler, tedavi olmaksızın 2-4 hafta içerisinde geçebilir. Ancak, bu dönemden sonra bireyler, HIV’i başkalarına bulaştırmaya başlayabilir.
6-12 hafta içerisinde, vücutta anti-HIV antikorları oluşur. Ancak, bu antikorların hastalığın ilerlemesini durdurucu bir etkisi yoktur. Bu dönemin ardından, AIDS’in sessizlik dönemi başlar ve hastaların yaklaşık %40-50’sinde yalnızca lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Bu süre zarfında, yaklaşık 8-10 yıl boyunca belirti genellikle gözlenmez.
Daha sonra, hastalık yeniden belirti vermeye başladığında, erken dönemde baş ağrısı, kilo kaybı, halsizlik, nedeni açıklanamayan ateş, uzun süren ve tedavi edilemeyen ishal, deri döküntüleri ve yaygın herpes (uçuk) enfeksiyonları gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Bulaşma Yolları Nelerdir?
HIV pozitif bireylerle korunmasız cinsel ilişki (oral, vajinal, anal), ortak enjektör kullanımı ve enfekte kan ve kan ürünleri ile HIV bulaşabilir. Ayrıca, HIV pozitif bir anneden bebeğe gebelik döneminde, doğum sırasında veya emzirme ile de virüs bulaşabilir.
Risk Grupları Kimlerdir?
Bulaşma yolları göz önüne alındığında, risk grupları şunlardır:
- HIV pozitif bireylerin partnerleri
- Korumasız cinsel ilişkiye girenler
- Riskli temas öyküsü bulunan kişiler
- Damar içi madde bağımlılığı olanlar
- HIV pozitif gebelerin bebekleri
HIV’in Bulaşmadığı Durumlar
HIV, aşağıdaki durumlarla bulaşmaz:
- Dokunmak, tokalaşmak ve sarılmak
- Gözyaşı, ter ve tükürükle
- Aynı yerde oturmak ve aynı havayı solumak
- Aynı havuzu, tuvaleti, saunayı ve duşu paylaşmak
- Giysilerin ortak kullanılması
- Tabak, çatal, kaşık, bıçak ve bardak paylaşmak
- Telefon kulaklığı ve kapı tokmağı ile
- Sivrisinek, böcek sokması ve hayvan ısırması ile
HIV/AIDS Enfeksiyonunun Tanı Yöntemleri
HIV/AIDS enfeksiyonunun tanısı, hastalığa özgü laboratuvar testleri ile konulmaktadır. Bu testler, HIV virüsünün varlığını tespit eder ve tedavi sürecinin belirlenmesine yardımcı olur.
HIV’in Tedavisi Nasıldır?
HIV enfeksiyonunun kesin bir tedavisi henüz bulunmamaktadır. Ancak, virüsün çoğalmasını kontrol eden ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar, hastalığın ilerlemesini engellemekte ve bağışıklık sisteminin zayıflamasını önlemekte etkilidir.
Korunma Yolları Nelerdir?
HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır. Korunma önlemleri, tedaviden çok daha etkili ve ekonomiktir.
- Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma: Güvensiz cinsel temastan kaçınılması, tek eşlilik ve cinsel ilişki sırasında kondom kullanılması önerilmektedir.
- Kan Yoluyla Bulaşmadan Korunma: HIV (-) kan ve kan ürünlerinin kullanılması, steril enjektör ve cerrahi malzemelerin tercih edilmesi önemlidir. 1987 yılından beri ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir.
- HIV (+) Gebeden Bebeğe Bulaşmanın Önlenmesi: Uygun tedavi ve takip ile doğumun sezaryen şeklinde planlanması, doğumdan önce ve sonra ilaç tedavisi uygulanması ve anne sütünün verilmemesi gerekmektedir.
